Oruç tutan kişilerde görülen temel sağlık problemleri ve orucun insan sağlığına başlıca zararları

Oruç tutan kişilerde görülen baş ağrısının nedenlerini açıklayan bilim insanları ve doktorlar orucun zararlarıyla ilgili önemli uyarılarda bulunuyorlar...

13 Mayıs 2019 - 21:15

Eski yahudi geleneği olan oruç Her ne kadar müslüman toplumlarda ve yahudilikte tıbbada etki edip doktorların zararlarını açık açık söylemesini engellesede bilim ve tıp çevreleri aslında orucun zararlı olduğunu biliyor ve özellikle ülkemizde uzmanlar bunu açıkca belirtmekten çekiniyorlar.En çok da gelişme çağında olan çocukların sağlıklarını uzun vadede ömür boyu olumsuz etkileyen orucun başlıca zararları şöyle;

 

Hamilelikte tutulan oruç bebekte zeka geriliği

 

Hamileler oruçtan olumsuz etkilenen bir diğer kesim. Hamileler oruç tutmaz demeyin. Geçtiğimiz yıllarda İran, Yemen, Singapur, ABD, İngiltere gibi ülkelerde yapılan çeşitli araştırmalarda, Ramazan orucu tutan hamilelerin oranının yüzde 70’lerden yüzde 90'lara kadar uzandığı bulunmuştu.

Yapılan çalışmalar Ramazan'da oruç tutan annelerin bebeklerinin normalin altında kiloda doğduğunu gösteriyor.

Bu yıl Türkiyeli bir ekibin yayımladıkları çalışmaysa oruç tutan hamile kadınlarda susuzluk nedeniyle böbrek işlevi zayıflaması görüldüğü ve bunun sağlıklı hamilelik için sorun yaratacağı belirtiliyor.

Ancak daha büyük sorun embriyonun gelişimi, özellikle de beyin gelişimiyle ilgili. Oruç sırasında şeker tükendiğinde vücut yağ yıkmaya başlıyor. Yağ yıkımı sırasında üretilen ketonların, embriyonun beyin gelişimine olumsuz etki yaptığı hayvan deneylerinden iyi biliniyor. Özellikle embriyonun beyin gelişiminin azami hızda gerçekleştiği dönemlerde annenin oruç tutması çok riskli.

2011 yılında ABD'de yayımlanan bir çalışmanın yazarları, Uganda ve Irak'ta aynı yıllarda doğan insanlara ait sağlık verilerini inceledi. Onlarca yıllık ve on binlerce insana ait veri değerlendirildi. Bu çalışma, anne karnında geçirdiği dönem Ramazan'a rastlayan bebeklerde sakatlık riskinin yüzde 20 oranında arttığını, bunun özellikle de zeka geriliğine yol açabildiğini gösterdi.

İlginç biçimde, bu yıl İranlı bir ekibin yayımladığı ve orucun hamilelik üzerinde çok olumsuz etki yapmadığını iddia eden bir derlemede, 2011 yılındaki çalışmaya nedense değinilmiyor.

 

 

Dehidrasyon tehlikesi

 

Orucun fizyolojiye en ciddi etkilerinden biri dehidrasyona, yani vücutta su kaybına yol açması. Genel olarak sağlıklı fizyoloji için su tüketimi çok önemli.

Oruç kaynaklı dehidrasyon özellikle yaz aylarında daha akut hale geliyor. Baş ağrısından böbrek taşı riskine ve dikkat bozukluğuna kadar dehidrasyonun çeşitli fizyolojik, bilişsel ve psikolojik olumsuz etkileri biliniyor.

Dehidrasyonun yanı sıra, kan şekerinin aşırı düşmesi ve sonra yükselmesi de tehlikeli olabiliyor. Dehidrasyon ve kan şekeri oynamalarından en fazla etkilenebilecek kesimlerse yaşlılar, kronik hastalar ve hamileler. Ne yazık ki Müslüman ülkelerde bu kişilerin de önemli bir kısmı oruç tutmayı tercih ediyor.

Örneğin Tunuslu bir ekibin yayımladığı bir çalışmada oruç tutan yaşlı bireylerin denge problemleri yaşadıkları ve düşme kaynaklı risklerin arttığı rapor edildi.

 

Kan şekeri düşmesi (Hipoglisemi)

 

 

Oruca bağlı kan şekeri düşmesi, yaygın bir baş ağrısı tetikleyicisidir. Oruç öncesi bol şekerli gıda tüketimi, kan şekerinde önce ani bir yükselme, sonra da düşme yaratır. Bu da baş ağrısına sebep olur. Oruç öncesi düşük glisemik indeksli, şeker içeriği düşük olan bir diyet, baş ağrılarını önlemeye yardımcı olur. Düşük glisemik indeksli gıdalar, yağsız yoğurt, yulaf, elma suyu, üzüm olabilir.

 

 

Susuz kalmak

 

 

İnsan beyninin çoğunluğunu su oluşturur. Beyinde su miktarı azaldığında histamin salınımı artar. Beyin, su eksikliğine dayanabilmek için su kısıtlamasına gider ve uzun süren susuzluk durumuna karşı tedbir almaya çalışır. Bu amaçla salınan histamin ise ağrı ve yorgunluk hissine yol açar. Oruç öncesi bol sıvı alımı, histamin salınımını azaltabilir.

 

 

Uyku düzeninin bozulması

 

 

Ramazanda alışılmış uyku ritminin bozulması, gün boyu halsizlik ve baş ağrılarına neden olabilir. Bu nedenle oruç tutan kişinin yeterli uyku alımına dikkat etmesi gerekir.

 

 

Hipoglisemik baş ağrısına dikkat!

 

 

Hipoglisemi, kan şekerinin 70 mg/dL’nin altına inmesi ile oluşan kan şekeri düşüklüğü tablosudur. Beyin sadece glukoz kullanır ve bu gibi ani şeker düşmeleri öncelikle beyni etkiler. Temel belirtileri, güçsüzlük, sersemlik, dikkat eksikliği, terleme, bulanık görme, dış çevreyi değerlendirme zorluğu, anlamsız konuşma, esneme, tatlı gıdalar için ani başlayan aşırı iştah ve giderek kötüleşen bilinç düzeyi bozulmalarıdır. Birçok kişi, hipogliseminin baş ağrılarını tetikleyebileceğini bilmemektedir. Hipoglisemin birinci nedeni açlıktır. Öğün atlamak, yetersiz beslenme, şeker tedavisinde kullanılan ilaçlar, böbrek yetmezliği ve sıtma ilaçları da başlıca hipoglisemik etkenlerdir. Karaciğer, böbrek yetmezliği ve anoreksi de hipoglisemiye neden olur. Hormon eksiklikleri, özellikle aç karna alkol alımı, aşırı şekerli öğünler hipoglisemiyi tetikleyebilir. Şeker hastalarında gerekenden fazla insülin alımı da sıklıkla kan şekeri düşmelerine yol açar. Eğer hemen düzeltilmez ise komaya kadar ilerleyen hayati bir tıbbi durum gelişir. Oruç, hipoglisemi nedenlerinden birisidir.

 

 

Migrene çevirebilir!

 

 

Hipoglisemi, migrene neden olabilir. Bazı migren hastaları, migren krizleri öncesinde tatlı gıdalara karşı ani ve aşırı bir iştah artışının olduğunu fark ederler. Hipogliseminin tetiklediği migren ağrılarında, tipik migren krizlerinde gördüğümüz bulantı, kusma, ışığa ve sese karşı duyarlılık artışı pek gözlenmez. Kan şekeri düşmesinin nedeni diyabet yani şeker hastalığı değil ise, kişinin düşük şekeri düzeltecek bir beslenme rejimine geçmesi gerekir. Bu diyet genellikle dengeli bir fibril-protein-yağ oranı içeren; az az ve sık sık beslenme biçimidir. Aşırı karbonhidrat alımı önerilmez.

 

 

Diyabet hastaları dikkat etmeli!

 

 

Oruç tutmayı düşünen şeker hastalarının mutlaka doktorları ile görüşmeleri gerekir. Yine de oruç tutmayı düşünüyorlar ise, ilaç saatleri, özel iftar ve sahur rejimi, alınması gerekli sıvı gıda türleri ve miktarları konusunda bilgilenmeleri gerekmektedir. Genel tıbbi öneri,şeker hastalarının oruç tutmaması yönündedir. Aç kalan bir şeker hastasında hipoglisemik şok riski, Ramazan boyunca 10 kat artmaktadır.

 

 

Bu belirtiler varsa orucunuzu sonlandırmanız gerek!

 

 

Şeker hastaları için ne zaman orucun bozulması gerektiğini bilmek hayati önem taşır. Kan şekeri 70 mg/dL’nin altına düşüyorsa oruç hemen bozulmalıdır. Kan şekeri 300 mg/dL’nin üzerine çıkarsa da oruç hemen sonlandırılmalıdır. İdrarınızın aşırı koyulaşması, ciddi susuz kalma işaretidir. Şiddetli baş ağrısı, bulantı, kusma da vücudun iyi olmadığını gösterir. Bu durumlarda da derhal oruç sonlandırılmalıdır. Dini makamlar, orucun insan hayatını tehdit edecek bir durumda sürdürülmemesi gerektiği konusunda hemfikirdir.

 

Sağlıkça zayıf veya hassas kesimler dışındaki insanlarda da kan şekeri düşmesi ve dehidrasyonun doğal etkileri oluyor. Başta mavi yakalı işçiler olmak üzere gün boyu çalışan emekçiler, su içmeyerek kendileri ve çevreleri için riskli bir durum yaratmış oluyor.

Susuzluğun genç sağlıklı bireylerdeki etkileri 2012 yılında ABD'de yürütülen bir çalışmada araştırıldı. Sonuçlar şaşırtıcı değildi. Egzersiz kaynaklı susuzluğun hafıza ve bilişsel kapasiteyi zayıflattığı, psikolojik değişime, spesifik olarak moral bozukluğuna yol açtığı, ayrıca baş ağrısı yaptığı belirlendi. Bu sonuçlar daha önce yapılan çalışmalarla da uyumlu. Ramazan orucu sırasında, beynin tek besin kaynağı olan kan şekerinin azalması da muhtemelen bu sorunları daha da vahim hale getiriyor.

Dolayısıyla örneğin bir iş makinesi kullanıcısının veya bir şoförün gün boyu yemek yememesi ve su içmemesi, iş arkadaşları ve hizmet verdiği insanlar için de risk anlamına gelmekte.

 

2013 yılında Konya'da bir araştırma ekibinin yayımladığı makalede 2000-2009 yıllarının Ramazan aylarında, diğer aylara kıyasla kaza ve doğal ölümlerin arttığı bulundu.

Aynı yıl farklı bir ekibin yayımladığı bir diğer makalede ise, 2003-2006 arasında Ankara ve Bursa'da Ramazan aylarında, takip eden aylara göre intiharların artma eğiliminde olduğu, ayrıca toplam ölüm oranı düşerken, erkeklerin işlediği cinayetlerin arttığı belirtildi.

 

Ramazan ayında sıcaklarda oruç tutulması ve saatlerce aç kalınması nedeniyle bazı kişiler öfkelerine yenilebiliyor. Uzmanlar, kişilerin kendilerine ve başkalarına zarar vermemeleri için öfke ile başa çıkmaları gerektiğini belirtiyor. Ramazanda öfkenin açlığa, susuzluğu, sıcağa bağlı olarak normalden daha fazla olabileceğini vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Yunus Hacımusalar, insanların öfke kontrollünü sağlamakta güçlük çektiğini söyledi.

 

 

 

YENİ GÜNCEL SONDAKİKA HABERLER HABERSANAL.COM

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Özalp çiftinin ilk single çalışmaları ‘’Eski Günler ‘’ klibi ile Tüm Dijitallerde Yayında !
Özalp çiftinin ilk single çalışmaları ‘’Eski Günler ‘’...
Cemiyet Hayatı Bir Demet Umut Derneği'nin Gecesinde Buluştu...
Cemiyet Hayatı Bir Demet Umut Derneği'nin Gecesinde Buluştu...